Şifalı bitkilerin önemli bir kısmı zaten mutfağımızda: zencefil, kekik, biberiye, zerdeçal, karabiber, sarımsak. Bu bitkiler yüzyıllardır hem yemeğe lezzet katmak hem de sağlığı desteklemek için kullanılıyor; bugün ise içerdikleri bileşenler laboratuvarlarda ve klinik çalışmalarda inceleniyor. Bu yazıda her bitkinin öne çıkan bileşenini, bu bileşenin vücutta nasıl çalıştığını ve araştırmaların gerçekte ne söylediğini, abartmadan anlatmaya çalıştık.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Aşağıda anlatılan etkiler bitkilerin kendisi ve bitki ekstreleriyle yapılan araştırmalara dayanır. Düzenli ilaç kullanıyorsanız, hamile veya emziriyorsanız ya da kronik bir hastalığınız varsa yeni bir bitkisel ürüne başlamadan önce hekiminize veya eczacınıza danışmanız önerilir.
1. Zencefil: Mideyi Sakinleştiren Kök

Zencefilin keskin tadını veren bileşenler gingeroller ve kurutma ya da ısıtmayla bunlardan oluşan şogaollerdir. Bulantı üzerindeki etkisi, en çok çalışılmış konusudur. Bu bileşenlerin sindirim kanalındaki serotonin (5-HT3) reseptörleri üzerinden bulantı sinyalini zayıflattığı ve midenin boşalmasını hızlandırdığı düşünülmektedir. Gebelik bulantısı üzerine yapılan çalışmaları birleştiren bir meta-analiz, zencefilin bulantıyı plaseboya göre anlamlı ölçüde azalttığını, kusma üzerinde ise belirgin bir etki göstermediğini bildirmiştir.
Antioksidan ve inflamasyonla ilişkili yollar üzerindeki etkileri de araştırılmaktadır; ancak bu alandaki bulguların büyük kısmı laboratuvar ve küçük ölçekli çalışmalara dayanır. Yüksek miktarlarda mide yanması yapabilir; kan sulandırıcı kullanan kişilerde yüksek miktarlı takviye kullanımı hekimle konuşulmalıdır. Doğal olması, herkes için sınırsız ve risksiz olduğu anlamına gelmez.
2. Kekik: Küçük Yaprak, Büyük Polifenol

Kekiğin kendine özgü kokusunu veren iki ana bileşen timol ve karvakroldür. Bu fenolik bileşenler bakteri ve mantarların hücre zarını bozarak çoğalmalarını engelleyebilir; kekiğin geleneksel olarak gıdaları korumak ve sindirimi desteklemek için kullanılmasının arka planında büyük olasılıkla bu özellik yatar. Bunlara ek olarak kekik, rosmarinik asit ve flavonoidler gibi polifenoller de içerir.
Bununla birlikte, timol ve karvakrolün güçlü etkilerinin çoğu, laboratuvarda yoğun ekstre ya da uçucu yağ konsantrasyonlarıyla gösterilmiştir. Mutfakta kullanılan miktarlar bu konsantrasyonlardan çok uzaktır. Bu yüzden kekiğin değeri, tek seferlik büyük dozlarda değil, düzenli beslenmenin içinde küçük ama sürekli bir yer almasında aranmalıdır. Şifa yalnızca kapsülde değil, mutfakta da başlayabilir.
3. Biberiye: Hafıza ile Anılan Bitki

Biberiyenin hafızayla ilişkisi Antik Yunan'a kadar uzanır; öğrencilerin sınav öncesinde biberiye taçları taktığı anlatılır. Modern araştırmalar bu geleneğe iki açıdan bakmaktadır. Birincisi koku: biberiye uçucu yağındaki 1,8-sineol solunduğunda kana geçer; bir çalışmada katılımcıların kanındaki 1,8-sineol düzeyi ile bazı bilişsel testlerdeki performansları arasında ilişki bulunmuştur. Bu ilginç bir bulgudur, ancak küçük ölçekli bir çalışmadır ve kesin bir etki olarak yorumlanmamalıdır.
İkincisi bitkinin kendi bileşenleridir: karnosik asit, karnosol ve rosmarinik asit, güçlü antioksidan özellikleri nedeniyle beyin, damar ve inflamasyon araştırmalarında incelenmektedir. Biberiyenin antioksidan gücü o kadar belirgindir ki ekstresi gıda endüstrisinde yağların acımasını geciktirmek için doğal koruyucu olarak da kullanılır. Geleneksel bilgi ile modern araştırma bazen aynı bitkide buluşur.
4. Zerdeçal: Sarı Rengin Gücü

Zerdeçalın sarı rengini veren kurkumin, en çok araştırılan bitkisel bileşenlerden biridir. Laboratuvar çalışmalarında kurkuminin, inflamasyonun “ana anahtarlarından” biri olan NF-κB yolunu baskılayabildiği ve antioksidan savunmayı destekleyebildiği gösterilmiştir. İnsan çalışmaları da eklem konforu ve metabolik belirteçler gibi alanlarda umut verici sonuçlar bildirmektedir.
Kurkuminin en büyük sorunu biyoyararlanımının düşük olmasıdır: suda zor çözünür, bağırsaktan sınırlı emilir ve karaciğerde hızla dönüştürülerek atılır. Bu nedenle ağızdan alınan kurkuminin kanda ulaştığı düzey genellikle çok düşüktür. Bir sonraki başlıkta göreceğimiz karabiber eşleşmesi tam da bu sorunla ilgilidir. Safra kesesi taşı olanlar ve kan sulandırıcı kullananlar yoğun zerdeçal takviyesinden önce hekimlerine danışmalıdır. Araştırmalar umut verici olsa da “tedavi eder” dili doğru değildir.
5. Karabiber: Küçük Ama Stratejik

Karabiberin acılığını veren piperin, kendi başına güçlü bir bileşen olmaktan çok, diğer bileşenlerin vücuttaki yolculuğunu değiştirmesiyle öne çıkar. Piperin, karaciğer ve bağırsak duvarında maddeleri suda çözünür hale getirip atılmalarını sağlayan glukuronidasyon sürecini ve bazı ilaç taşıyıcı proteinleri yavaşlatır. Sonuçta kurkumin gibi hızla atılan bir bileşen vücutta daha uzun süre kalır.
Gönüllülerle yapılan bir çalışmada, kurkuminin 20 mg piperin ile birlikte alınması, kandaki kurkumin düzeyini (biyoyararlanımı) yaklaşık 20 kat (%2000) artırmıştır. Zerdeçal ile karabiberin geleneksel mutfaklarda birlikte kullanılması bu açıdan şaşırtıcı bir isabettir. Ancak aynı mekanizmanın bir öbür yüzü vardır: piperin, bazı ilaçların yıkımında görev alan CYP3A4 enzimini ve P-glikoproteini de baskılayabilir. Yemekteki karabiber miktarı sorun yaratmaz; ancak yüksek dozlu piperin içeren takviyeler, düzenli ilaç kullananlarda ilacın kandaki düzeyini değiştirebilir. Bazen etkiyi tek bir gıda değil, doğru eşleşme belirler.
6. Sarımsak, Ginseng, Papatya, Lavanta: Aynı Raf, Farklı Bağlamlar

Sarımsak: Sarımsak ezildiğinde ya da doğrandığında, içindeki alliin alliinaz enzimiyle karşılaşır ve allisine dönüşür. Sarımsağın keskin kokusu da sağlıkla ilişkilendirilen etkilerinin çoğu da bu dönüşümden gelir. Sarımsağı doğradıktan sonra pişirmeden önce birkaç dakika bekletmenin önerilmesinin nedeni budur. Çalışmaları birleştiren bir meta-analiz, sarımsak preparatlarının yüksek tansiyonlu kişilerde kan basıncını bir miktar düşürebildiğini göstermiştir. Sarımsak aynı zamanda kan pıhtılaşmasını hafifçe azaltabildiği için, kan sulandırıcı kullananlarda ve ameliyat öncesinde yoğun takviye kullanımı hekimle konuşulmalıdır.
Ginseng: Ginsengin aktif bileşenleri ginsenozidlerdir ve bitki geleneksel olarak yorgunluk ve enerji düşüklüğüyle anılır. Ginseng, bitki–ilaç etkileşimine iyi bir örnektir: Amerikan ginsengiyle yapılan kontrollü bir çalışmada ginseng, kan sulandırıcı varfarinin etkisini azaltmıştır. Ginseng ayrıca kan şekerini ve kan basıncını etkileyebileceği için, bu alanlarda ilaç kullananların dikkatli olması gerekir.
Papatya: Papatyanın sakinleştirici etkisinin bir kısmı, beyindeki GABA-A reseptörlerine bağlanabilen apigenin adlı flavonoide bağlanır. Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerle yapılan küçük bir çalışmada, papatya ekstresinin belirtileri plaseboya göre hafifçe azalttığı bildirilmiştir. Papatya ve aynı aileden bitkilere (ör. kasımpatı, civanperçemi) alerjisi olanlarda dikkat gerekir.
Lavanta: Lavantanın rahatlatıcı etkisi en çok kokusuyla bilinir; ana bileşenleri linalool ve linalil asetattır. Ağızdan alınan standart bir lavanta yağı preparatıyla yapılan klinik çalışmalarda hafif kaygı belirtilerinde azalma bildirilmiştir. Lavanta, uyku ilaçları ve sakinleştiricilerin etkisini artırabileceği için bu ilaçlarla birlikte bilinçli kullanılmalıdır. Aynı raftaki bitkiler, aynı etkiyi vaat etmez; amaç kadar kişiye uygunluk da önemlidir.
Bu Yazıdaki Ortak Uyarı: Bitki–İlaç Etkileşimi
Fark etmiş olabilirsiniz: zencefil, zerdeçal, karabiber, sarımsak, ginseng ve lavantanın her birinde bir ilaç uyarısı yer aldı. Bu bir tesadüf değil. Bitkiler etkili bileşenler içerdikleri için, ilaçlarla aynı enzimler, aynı taşıyıcılar ve aynı vücut sistemleri üzerinden çalışabilirler. Özellikle kan sulandırıcı, diyabet, tansiyon, antidepresan ve bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar, yeni bir bitkisel ürüne başlamadan önce hekim ya da eczacıya danışmalıdır. Güçlü olan her şey, doğru kişide ve doğru miktarda anlam kazanır.
Bu Bitkiler Daye Hatun Raflarında
Bu yazıda anlatılan bitkilerin bir kısmı, Daye Hatun'da geleneksel yöntemle, canlı sirke anasıyla ve serin ortamda yavaş fermente edilerek canlı sirke olarak da üretilmektedir. Yukarıdaki araştırma bulguları bu bitkilerin kendisi incelenerek elde edilmiştir. Fermantasyonun bitkisel bileşenleri dönüştürerek bazı durumlarda daha kolay emilen yeni formlar ortaya çıkarabildiği bilinmektedir; bu dönüşümün söz konusu etkilere nasıl yansıdığına dair araştırmalar ise sürmektedir.
İlgili canlı sirkelerimizi incelemek için:
Zencefil ·
Kekik ·
Biberiye ·
Zerdeçal ·
Sarımsak ·
Ginseng ·
Papatya ·
Lavanta
Her sirkenin hangi bitkiden ve hangi bitki kısmından üretildiğini Canlı Sirke Kütüphanesi sayfamızda bulabilirsiniz. Bağırsak sağlığı üzerine önceki yazımız için: Bağırsaktan Başlayan Sağlık.
Kaynaklar
- Viljoen E, Visser J, Koen N, Musekiwa A. A systematic review and meta-analysis of the effect and safety of ginger in the treatment of pregnancy-associated nausea and vomiting. Nutr J. 2014;13:20.
- Nagoor Meeran MF, Javed H, Al Taee H, Azimullah S, Ojha SK. Pharmacological properties and molecular mechanisms of thymol: prospects for its therapeutic potential and pharmaceutical development. Front Pharmacol. 2017;8:380.
- Moss M, Oliver L. Plasma 1,8-cineole correlates with cognitive performance following exposure to rosemary essential oil aroma. Ther Adv Psychopharmacol. 2012;2(3):103–113.
- Hewlings SJ, Kalman DS. Curcumin: a review of its effects on human health. Foods. 2017;6(10):92.
- Shoba G, Joy D, Joseph T, Majeed M, Rajendran R, Srinivas PS. Influence of piperine on the pharmacokinetics of curcumin in animals and human volunteers. Planta Med. 1998;64(4):353–356.
- Bhardwaj RK, Glaeser H, Becquemont L, Klotz U, Gupta SK, Fromm MF. Piperine, a major constituent of black pepper, inhibits human P-glycoprotein and CYP3A4. J Pharmacol Exp Ther. 2002;302(2):645–650.
- Ried K, Frank OR, Stocks NP, Fakler P, Sullivan T. Effect of garlic on blood pressure: a systematic review and meta-analysis. BMC Cardiovasc Disord. 2008;8:13.
- Yuan CS, Wei G, Dey L, et al. Brief communication: American ginseng reduces warfarin's effect in healthy patients: a randomized, controlled trial. Ann Intern Med. 2004;141(1):23–27.
- Amsterdam JD, Li Y, Soeller I, Rockwell K, Mao JJ, Shults J. A randomized, double-blind, placebo-controlled trial of oral Matricaria recutita (chamomile) extract therapy for generalized anxiety disorder. J Clin Psychopharmacol. 2009;29(4):378–382.
- Kasper S, Gastpar M, Müller WE, et al. Silexan, an orally administered Lavandula oil preparation, is effective in the treatment of 'subsyndromal' anxiety disorder: a randomized, double-blind, placebo controlled trial. Int Clin Psychopharmacol. 2010;25(5):277–287.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tanı, tedavi veya tıbbi tavsiye yerine geçmez. Her bireyin ihtiyacı farklıdır; size en uygun plan için bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.
© Daye Hatun · Fermente Akademi. İçerik ve görseller izinsiz kopyalanamaz.